YJA Star Komutanlarından Laleşin Cudi, Uluslararası 15 Şubat Komplosu’nu değerlendirdi…

Cudi, “Komplonun ikinci ayağı da PKK hareketini ya kontrol altına almak yâda tasfiye etmekti. Bugün PKK, askeri ve siyasi olarak 1999 yılından iki kat daha da güçlenmiş ve Ortadoğu halkları ile kenetlenmiştir” dedi.

ÖNCE SESSİZLİK, SONRA FEDAİLİK…

Cudi, komplo sürecine ilişkin şunları aktardı:

“15 Şubat 1999 tarihinde Önderliğin esir alınıp faşist Türk devletine bir komplo sonucu teslim edildiği zaman, PKK’nin 6. Kongresinin çevresinde kadın arkadaşlardan oluşan bir taburda kalıyorduk. O gün sabah erkenden kalkıp içtima almaya gittim. Tüm arkadaşlar içtima sırasında çok durgundular. Oysa arkadaşlar her zaman hava karlı olduğu için karla oynarlardı, çok canlı, coşkulu ve moralliydiler. Ama o gün, büyük bir sessizlik hâkimdi. Arkadaşların önüne çıkıp içtima aldıktan sonra sessizlik halen devam etmekteydi ve arkadaşlar yavaş yavaş etrafımda toplandılar. Bazı arkadaşlar akşam Arapça haberlerini dinlerken, Önder Apo’nun yakalandığına dair geçen haberleri dinlemişlerdi. Arkadaşlara, doğru olmayabilir dedim. Ama gerçeğini söylemek gerekirse benim de içimde büyük bir kaygı oluştu. O dönem Önderlik, Roma, Rusya, Atina arasında gidip gelmekteydi. Tabii bu bizde bir endişe yaratmaktaydı ve bütün dikkatlerimiz Önderlik üzerinde oluşmuştu. Türk devletinin açıklama ve haberlerinde, bazı devletlerden Önder Apo’nun iadesini istemesi yada ‘yakaladık’, ‘yakalanmaya az kaldı’ gibi söylemler vardı. Ondan önce de faşist Türk devleti, bu tür yalan haberler yaptığı için inanmıyorduk. Ama bir yandan da endişe ediyorduk. Ayrıca başkandır, bir yol bulur ve Önder Apo, mümkün değil devletin eline düşsün, diyorduk. Daha öncesinde de arkadaşlar gelip toplantı yapmışlardı ve Önderliğin durumunu aktarıp iyi olduğunu söylemişlerdi. Kongre yeri yakın olduğu için gelişmeleri çabuk öğrenme imkânlarımız vardı. Ama o gün, haberler net olmamakla birlikte içimizde bir korku vardı. İçtima sahasından sonra tüm arkadaşlarla beraber mangaya geçip haberleri dinlemeye başladık.

Zaten o gün için eğitimimizi de durdurmuştuk, haberlerden sonra bir arkadaşı da yanıma alıp kongre yerine gittim. Arkadaşlar oturumdaydı, ara verilmesine kadar bekledim. Ara verildiğinde arkadaşlar dışarı çıktı, o zaman arkadaşların yüz hallerinden haberlerin doğru olduğunu anladım. Tüm arkadaşlarla beraber öğlen haberlerini dinledik. O dönem Türkiye Başbakanı Bülent Ecevit, resmî açıklama yaparak Önder Apo’yu yakaladıklarını belirtti. Bir süre sonra divan, tüm arkadaşları kongre salonunda toplayarak bir konuşma yaptı: ‘Mücadelemize devam edeceğiz. Tarihte birçok toplumsal, dinsel hareketlerin liderleri ya tutuklanmış yâda öldürülmüştür. Hz. İsa gibi, havarileri mücadeleyi daha yükselterek Hristiyanlık dinini dünyaya kabul ettirmişlerdir. Bizde kararlıyız, Önder Apo’nun fikirleri doğrultusunda mücadelemizi daha da yükselteceğiz.’ Tabii Önder Apo’nun militanları olarak bu kararlılık mesajları hepimize bir güç sağladı. Her ne olursa olsun artık savaşımızın dozu çok yüksek olacak. Mücadelemiz artık fedailik düzeyinde olacaktı.

Divan ara verdiğinde tabura geri döndüm. Yol üzerinde önce tepede bir grup arkadaşımız vardı, onlara uğradım. Orada bulunan arkadaşlar da haberleri duymuşlardı, bana sordular, ancak ben söyleyemedim. Arkadaşlara hazır olmaları için, ‘öyle bir şey olabilir’, ‘daha net değil ama her şeye hazır olmak gerekir’ dedim. Çünkü arkadaşlar, o kinle farklı girişimlere girebilirlerdi. Yeni mücadele tarzının nasıl olacağı ve bundan sonra nasıl hareket edeceğimiz konusunda arkadaşlarla bir sohbet gerçekleştirdik. Daha sonra tabura döndüm. Açıklama yapacaktım, taburdaki tüm arkadaşlar, okulda toplandı. Artık haberin doğru olduğunu söyleyecektim. Arkadaşların gözleri üzerimdeydi. Bazı arkadaşlarımızın gözleri yaşlıydı, doğrusu arkadaşların önüne çıktığımda ‘Önder Apo’nun kaçırıldığını ve Türkiye’ye teslim edildiğini’ söyleyemedim. Bir arkadaşlara baktım, bir kendime baktım, o an hiçbir şey söylemeden, yerime oturdum. Zaten öyle bir şey söylemeden oturmamla, arkadaşlar artık haberlerin doğru olduğunu anlamışlardı. Toplantımız öyle sessiz bir şekilde sona erdi.

‘FEDAİ EYLEM RAPORLARI YAZILIYORDU’

Birkaç gün sonra üst yönetimden bir grup arkadaş yakın taburları gezerek toplantı yaptılar. Bizim taburda da toplantı yaptılar, hepimiz açısından güç veren bir toplantı oldu. O günlerde artık ‘fedailik’ gündemimize girdi. Herkesin fikrinde bu vardı, zaten Önder Apo Suriye’den çıktığı gibi hâlâ Roma’da iken fedai eylemler başlamıştı. Rojbin Arap yoldaş Gever’de eylem yaptı, Berwar yoldaş Van’da eylem gerçekleştirmişti. Artık bu ruh ve ‘hiç kimse güneşimizi karartamaz’ şiarı ile Önderlik etrafında bir çember oluşturuldu. Bu ruh, örgütün tüm yapısında vardı. Kadını olsun, erkeği olsun herkes tek ruhla Önderlik etrafında kenetlenmişti. Tüm arkadaşlar, fedai eylem yapmak için artık bireysel rapor yazmaya fırsat bulamıyorlardı, toplu rapor yazıp altlarına da isimlerini yazmaktaydılar.”

Cudi, “15 Şubat komplosunda Önder Apo rehin alınarak, toplumları büyük bir tuzağa çekmeye çalıştılar” diyerek, şu değerlendirmeleri de yaptı:

“Özellikle Türk ve Kürt halkları arasında bir kargaşa yaratıp, savaştırarak birbirlerini ‘yok etmeleri’ amaçlandı. Bununla beraber bu sorunun sadece Kürdistan’la sınırlı kalmayarak, tüm bölgeyi de içine alacak bir savaşın kapısını aralamak istediler. Kapitalist ve emperyalist güçler, toplumları birbirine savaştırarak, sistemlerini ayakta tutmayı ve bu yöntemlerle yönetme gücünü ellerinde tutmayı amaçladılar.

‘ÖNDER APO GİBİLERİ BİN YILDA BİR GELİR!’

Bir zamanlar Kürtleri ‘yok ettik’ yada üzerlerine ‘beton döktük’ diyorlardı. Bu son komployla beraber Kürtleri, yüzyıl öncesine geri götürmek istediler. Nedeni ise Önderlerin çıktığı dönemler çok azdır, çok çabuk gelmezler. Önder Apo gibi insanlar bin yılda bir gelir. Dolayısıyla Kürt halkının ve diğer halkların, Önder Apo’ya olan umutları, en üst seviyedeydi. Önder Apo fikirleri ile tüm toplumları, ezilen tüm halkları, insanlığı kucaklamaktaydı. Tabii bu güçler, Önderliğin esareti ile amaçladıklarına ulaşamadı. Çünkü Önder Apo, yeni paradigma değişimi ile, yazdığı savunmalarla, bu komployu boşa çıkardı. Bu yeni paradigma, artık Kürt halkını da aşarak Ortadoğu’yu içine almış ve evrenselleşmiştir.”

“Bu sene 9 Ekim’de Rojava üzerine yapılan saldırıların asıl amacı ise Önder Apo’nun felsefesine, fikirlerine, sistemine yapılmış bir saldırıdır” diyen YJA Star Komutanlarından Laleşin Cudi, şunları da ifade etti:

“Bu Bir yerde Kürt ve Kürdistanlık varsa yada toplumsallık varsa, toplumlar bir arada eşit bir şekilde birbirleri ile karşıt olmadan bir arada yaşıyorlarsa, bu sömürücü sistem için bir tehlikedir. Önder Apo’nun oluşturduğu sistem, şu an dünyada hâkimiyeti olan kapitalist sisteme karşı alternatif bir sistemdir. Bugün Kuzey’de, Güney’de, Rojava’da gerçekleştirilen saldırıların kaynağı bundandır. Bu saldırılar soykırım saldırılarıdır. Kürtleri ortadan kaldırma ve imha etme saldırılarıdır. Merkez, Kürtler olmakla birlikte Ortadoğu’yu tamamıyla bir kaosun içine koyma saldırılarıdır. Bunun için başta Kürt ve Ortadoğu halkları olmak üzere tüm dünya halkları bu komplocu güçlere karşı direnişe geçmelidir.”